İş Hukuku Alanında Sorulmuş Sorular

İntifa senedi sahiplerine pay sahipliği hakları verilemez; ancak, bu kişilere, net kâra, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakları tanınabilir. (madde 503)

Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.

Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur.

Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir.

Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir.

Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar.

Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır.

Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.

Cevap:İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört özürlü ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya Askerlik Kanunu veya Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken Terörle Mücadele Kanununda sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan

işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken engelli hâle gelenlere öncelik tanınır.

İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Yeraltı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yeraltı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.

Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder. Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi engelli sigortalılar ile 5378 sayılı Kanunda belirtilen korumalı işyerlerinde çalıştırılan özürlü sigortalıların, aynı Kanunda belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası özürlü çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin yüzde ellisi Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu fıkraya göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılara ilişkin matrah ve oranlar üzerinden olmak üzere, 506 sayılı Kanun’un geçici maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır.Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir.

Bu maddeye aykırılık hallerinde tahsil edilecek cezalar, engellilerin ve eski hükümlülerin kendi işini kurmaları, özürlünün iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, engellinin işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması ve bu gibi projelerde kullanılır. Tahsil edilen cezaların kullanımına ilişkin hususlar, Türkiye İş Kurumunun koordinatörlüğünde,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların ve en çok engelliyi temsil eden üst kuruluşun birer temsilcisinden oluşan komisyon tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Eski hükümlü çalıştırılmasında, Kanunlardaki kamu güvenliği ile ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler saklıdır.(İş Kanunu 30.Madde)

Cevap:Unsurları

1) İşyerinde karşılaşılan her türlü olumsuz davranış psikolojik taciz olarak algılanmamalıdır. İşyerlerinde psikolojik tacizden söz edebilmek için bazı unsurları içermesi gerekmektedir.

2) İşyerlerinde psikolojik taciz aşağıdaki unsurları içermelidir:

• İşyerinde gerçekleşmelidir.

• Üstler tarafından astlarına uygulanabileceği gibi, astları tarafından üstlerine de uygulanabilir ya da eşitler arasında da gerçekleşmesi mümkündür.

• Sistemli bir şekilde yapılmalıdır.

• Süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanmalıdır.

• Kasıtlı yapılmalıdır.

• Yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olmalıdır.

• Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkmalıdır.

• Kişiye yönelik olumsuz tutum ve davranışlar gizli veya açık olabilir.

Cevap:4/a (işçiler yani SSK’lılar), 4/b (kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular) ile 4/c (memurlar) kapsamında sigortalı olanlar, işten ayrıldıkları tarihten itibaren 10 gün daha genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve bu süre içerisinde sağlık yardımlarından yararlanırlar. Bu süre dolduktan sonra, bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, yani adlarına zorunlu sigortalılık (4/a-4/b-4/c) kapsamında 90 gün sigorta primi ödenmişse, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle, bakmakla yükümlü olduğu kişiler dahil sağlık yardımlarından yaralanırlar. Eğer 90 günleri yoksa işten ayrıldıktan sonraki 10 günlük süre dolunca bunların genel sağlık sigortasından yararlanma hakları sona erer. Bu durumdaki kişilerin herhangi bir yerde / herhangi bir işte çalışmaksızın sağlık yardımlarından yararlanmaya devam edebilmeleri için genel sağlık sigortası kaydı için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurmaları ve genel sağlık sigortası primlerini kendilerinin ödemesi gerekir. Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olanların ise genel sağlık sigortası primi devlet tarafından ödenir.

Cevap:Engelli bireyler başvuru formunu doldurup imzaladıktan sonra özrünü ve özür oranını belirten “engelli sağlık kurulu raporunu” ekleyip, ikamet ettiği ilin bağlı olduğu Vakıflar Bölge Müdürlüğüne şahsen, posta yoluyla veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün internet sitesi üzerinden başvuru yapabilirler.

Cevap:% 40 ve üzeri engelli olan muhtaçlara, Sosyal güvencesi olmaması,Herhangi bir gelir veya aylığı bulunmaması,Mahkeme kararı veya kanunla bakım altına alınmamış olması ,gelir getirici taşınır ve taşınmaz malı mevcut olmaması veya olup da bunlardan elde edeceği aylık ortalama gelirinin bu yönetmelikle belirlenen muhtaç aylığı miktarını geçmemesi,halinde muhtaç aylığı bağlanır.

Cevap:Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ödenen ayıktır. Vakıflar Yönetmeliğinin hükümlerine göre, 18 yaşından büyük engelli bireylere ve 18 yaşından küçük engelli çocuğu bulunan ana babalara ve ayrıca, annesi veya babası olmayan 18 yaşından gün alamamış yetim çocuklara aylık bağlanmaktadır.

Cevap:

•Ağır derecede özürlü olduğunu gösteren rapor(raporun aslı).tam teşekküllü devlet hastanesinden alınmış olup. Raporda ağır özürlüdür ibaresi evet, rapor oranı % 51 ve üzeri olması gerekmektedir.

• Evde yaşayan ve çalışan veya emekli olan herkesin maaş bordrosu

• Malvarlığı var ise tapu fotokopisi veya ruhsat fotokopisi(evde yaşayan herkesin)

•Vasi kararı, (18 yaşını doldurmuş zihinsel engelliler için)(adliyeden alınacak başvuru esnasında adliyeden alınan tevzi formu yeterli) (sadece zihinsel engelliler için)

• 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz Ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında maaş alanların maaş bordrosu(emekli sandığından alınacak)

•Tapu sicil müdürlüğünden evde yaşayan herkesin gayrimenkulleri olup olmadığına dair belge

•Tarla bağ bahçe olup olmadığına dair tarım müdürlüğünden tarımsal gelir raporu alacak(evde yaşayan herkesin )

• Nüfus müdürlüğünden alınan yerleşim kaydı(evdeki herkes adına)

• Kişi başına düşen gelir asgari ücretin 2/3 si olması lazım

• Özürlünün varsa öğrenim durumunu gösterir belge

• Anne-babasının boşanma durumunda varsa boşanma kararı

• Özürlünün 2 adet vesikalık fotoğrafı

• T.c.kimlik numarası beyanı (özürlü ve bakıcının kimlik fotokopisi)

•Evde yaşayan herkesin kimlik fotokopileri vergi dairesinden alınacak sicil yoklaması evrakı(evde yaşayan herkes adına)

•Vergi dairesinden sicil kaydı çıkanlar muhasebecilerinden işletme hesap özeti ve vergi levhası fotokopisi getirecekler

• Sgk’ dan evde yaşayan herkes adına sicil yoklaması

• Başvuracak(bakım yapacak) kişi evrakları getirecek

• Engelli kişiye bakıcılık yapacak olan kişilerle engelli kişi arasında kan bağı olması gerekmektedir. Başvuru için engelli kişinin başvuru esnasında bulunması gerekmemektedir.

Cevap:Başkasının yardımı ve bakımı olmadan, gündelik hayatını devam ettirmesi mümkün olmayan, yeme, içme, tuvalet ve temizlik vb. ihtiyaçlarını tek başına gideremeyen, özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik dâhilinde özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile “AĞIR ÖZÜRLÜ” raporu bulunan tüm özürlü vatandaşlarımız ve özürlü vatandaşlarımız başvuru kapsamına girer.

Cevap:İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur (4857/21. md.). Mahkeme feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler (4857 sayılı İş Kanunu /21. md.).

Cevap:İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır (4857 sayılı İş Kanunu /21. md.).

Cevap:İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur (4857 sayılı İş Kanunu /21. md.).

Cevap:İşçi kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır (4857 sayılı İş Kanunu /21. md.).

Cevap:Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir (4857 sayılı İş Kanunu /20. md.).

Cevap:5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların işten ayrılış nedenindeki düzeltme işlemleri işten ayrılış tarihinden itibaren işverenlerce 10 günlük süre içinde düzeltilebilmektedir. İşten ayrılış bildirgelerinde Kurumumuzca on günlük süreden sonra yapılacak düzeltme işlemleri Türkiye İş Kurumu tarafından kabul edilmediğinden, hatalı yapılan işten ayrılış bildirgesindeki işten ayrılış nedeninin düzeltilmesi için Türkiye İş Kurumu müdürlüklerine müracaat edilmesi gerekmektedir.

Cevap:Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi veren işyerlerinde, sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde işe alınacakların sigortalı işe giriş bildirgesinin en geç işyerinin tescil tarihinden itibaren bir ay içinde verilmesi gerekmektedir.

Cevap:Bir işverenin işyerinde ücret karşılığında çalışan ve ücret ödendiği işyeri kayıtlarına geçen eş sigortalı sayılmakta, ancak tarafına bir ücret ödenmeyen eş sigortalı sayılmamaktadır.

Cevap:Köy ve mahalle muhtarları,hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise ;ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar,gelir vergisinden muaf olup ,esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olanlar ,anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları ,sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, tarımsal faaliyette bulunanlar, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılardır.

Cevap:Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmıştır.

Cevap:Çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60 ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı veya Bağ-Kurlular malul sayılmaktadır.

Bunun yanında bir de malullük aylığı bağlanması şartlarının yerine getirilmiş olması gerekir.

Bu şartlar;

Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için sadece 1800 prim günü,

Başkasının bakımına muhtaç olmayanlar için de en az on yıllık sigortalılık süresi ve 1800 prim gün sayısı olmasıdır.

Ayrıca malullük aylığı bağlanması için çalışan sigortalıların işten ayrılması veya iş yerini kapatması veya devrettikten sonra SGK’na yazılı müracaatta bulunması gerekir.

Bu durumda, sürekli iş göremezlik geliri alan sigortalı ve Bağ-Kurlulardan sürekli iş göremezlik derecesi % 60 ve üzerinde olanlardan SGK Sağlık Kurulu tarafından,

Bakıma muhtaç olduklarına karar verilenlerin en az 1800 prim günü,

Bakıma muhtaç olmadıklarına karar verilenlerin de en az 10 yıllık sigortalılık süresi ve 1800 prim günleri bulunması halinde, yeniden rapor almadan, SGK’na yazılı olarak müracaat ederek malullük aylığı talebinde bulunabilirler.

SGK da bu şartları yerine getirenlerden yeni bir rapor istemeden eski raporlarını dikkate alarak bu kişilere gelirin yanı sıra malullük aylığı da öder.

Hem gelir hem de aylık hak edenlere gelir ve aylıktan, yüksek olanın tamamı düşük olanın yarısı olmak üzere her ikisi de ödenir.

Cevap:İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle SGK tarafından yetkilendirilen hastanelerin sağlık kurulları tarafından verilen raporların SGK Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi sonucu, meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı ve Bağ-Kurlulara gelir bağlanır.

Meslekte kazanma gücünü en az % 60 oranında kaybettiği tespit edilen sigortalı ve Bağ-kurlulara gelirin yanı sıra yeniden rapor alınmasına gerek olmadan, malullük aylığı da bağlanabilir.

Bunun için yeniden rapor alınmasına gerek yoktur. SGK Bu durumda olanlardan yeni bir rapor istemiyor. Ancak gelir alanların malullük aylığı bağlanması şartlarını yerine getirmiş olması gerekir.

Cevap:Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektiren bir nedenle feshi durumunda, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Bir yıldan artan sürelerde oranlanarak hesaplamaya dahil edilecektir. Kıdem tazminatı hesaplamaları sırasında işçiye ödenen ücretin yanısıra, kendisine düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin (yol parası, yemek parası, düzenli olmak koşulu, ikramiye ödemeleri v.b.) brüt tutarları dikkate alınmaktadır. Her tam çalışma yılı için ödenen kıdem tazminatı tutarı, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı ile sınırlandırılmıştır.

Cevap:1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre çalışanlara belirli şartlarla kıdem tazminatı ödenmektedir.Buna göre; Aynı işverene bağlı çalışma süresinin en az 1 yıl olması ve iş sözleşmesinin; 1- İşveren tarafından iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık nedenleri dışındaki nedenlerle, 2- İşçi tarafından sağlık, iyi niyet ve ahlak kuralarına aykırılık veya işyerinde işin durması benzeri nedenlerle, 3- Askerlik görevi nedeni ile, 4- Emeklilik hakkının elde edilmesi veya bu kapsamda gereken sigortalılık süresi ve prim gününün doldurulması nedeni ile, 5-Kadın işçinin evlenmesi nedeni ile, 6- İşçinin ölümü nedeni ile feshi halinde çalışma süresinin gerektirdiği kıdem tazminatı ödenmektedir.

Cevap:İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir.

İdari para cezalarının, Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez.

Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmeyen idari para cezaları, hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

İdari para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar. (5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU 102.Madde)