Miras Hukuku Alanında Sorulmuş Sorular

Cevap106:Bu davanın davalısı muvazaa nedeniyle taşınmazını devrettiği kişidir. Bu kişi ölmüşse onun mirasçısı davalı olarak gösterilir. Eğer taşınmazı muvazaalı veya kötü niyetli olarak devralan kişiler varsa onlarda davalı olarak gösterilmelidir.

Cevap105:Muris muvazaası nedeniyle hakları zarar gören mirasçılar bu davayı açmaya yetkilidirler. Bu dava miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Dolayısıyla miras bırakanın ölümünden önce açılamaz. Bu davada zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yoktur. Muvazaanın öğrenilmesiyle bu dava açılabilecektir

Cevap104:Bir hukuki ilişkinin taraflarının aslında gerçek iradeleri başka türlü olmakla beraber üçüncü kişileri aldatmak amacı ile kendi aralarında anlaşmalarına muvazaa denir. Miras bırakan tarafından ölümünden önce mirasçılarını mirasından mahrum etmek amacıyla gizli bir anlaşmaya dayanarak yapmış olduğu işlemlere muris muvazaası ya da miras bırakanın danışıklı işlemi diyebiliriz. Miras bırakan çeşitli nedenlerle bu yola başvurabilmektedir; kız çocuğundan mal kaçırmak için, miras bırakanın ikinci evliliğinden olma çocuklarını kayırması gibi.

Cevap103:Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir. Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır. Örneğin alışılmış olan bilezik, altın vs. takılması normalken, Ferrari marka bir arabanın alınması alışılmışın dışında olacaktır.

Cevap102:Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, miras bırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur. Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.

Cevap101:Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır.

Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Malı bedelsiz olarak devralanın mirasçıları kendi miras bırakanlarına mirasçı oldukları oranda bu malı iade etmekle sorumludurlar. Ölenin mirasçısı bedelsiz elde etiği malı mirasa iade etmek istemeyip; miras payının karşılığında elde bulundurmaya devam edebilir. Eğer bu malın değeri kendi miras payından fazla ise fazlalık kısmı terekeye iade etmek zorundadır. Bunu bedelini ödeyerek de yapabilir. Bedelin tespiti denkleştirmenin yapıldığı andaki piyasa değeridir.

Cevap100:Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer.

Cevap99:Yasal mirasçılar, miras bırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlar arası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Miras bırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.

Cevap98:Miras bırakan, ölmeden önce, mirasçılarından herhangi birisine örneğin; sermaye yapsın diye, haciz tehditi altındaki malını kurtarmak için sonradan geri almak üzere gibi sebeplerle; karşılığını almaksızın bir malını devretmiş olursa; yasal mirasçılar bu elde ettikleri malı terekeye iade etmek zorundadır. Buna denkleştirme denilmektedir

Cevap97:Mirasçılar arasındaki ortaklığın devamına ilişkin sözleşmenin varlığı, mirasçılar arasında cenin varlığı, terekenin derhal paylaşılması halinde değerinin önemli ölçüde düşecek olması, mirasçılardan birinin tereke borçlarının ödenmesini istemesi, zirai taşınmazların özgülenmesi.

Cevap96:Mirasçılar arasında ergin olmayan ayırt etme gücüne sahip altsoy varsa; paylaşma, bunlar ergin oluncaya kadar ertelenebilir veya mirasçılar arasında özgülemeye karar verilebilecek tarihe kadar aile malları ortaklığı kurulur.

Cevap95:Terekede bulunan, ekonomik bütünlüğe ve yeterli tarımsal varlığa sahip bir tarımsal işletme, işletmeye ehil mirasçılardan birinin istemde bulunması hâlinde bu mirasçıya gelir değeri üzerinden bölünmeksizin özgülenir. Bir işletme, değerinde azalma olmaksızın birden çok yeterli tarımsal varlığa sahip işletmeye bölünebilecek nitelikte ise, sulh hâkimi bunları, istemde bulunan ve işletmeye ehil olan birden çok mirasçıya ayrı ayrı özgüleyebilir.

Cevap94:Mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde, nitelikleri veya özgülendikleri amaç gereği bir bütünlük oluşturan eşya birbirinden ayrılamaz. Aile belgeleri ile aile için özel anı değeri olan eşya, mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde satılamaz. Mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa sulh hâkimi, yerel âdetleri, âdet yoksa kişisel durumları göz önünde tutarak bu eşyanın, payına mahsup edilmek veya edilmemek suretiyle mirasçılardan birine özgülenmesine ya da satılmasına karar verir.

Â

Cevap93:Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya miras bırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.

Miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.

Â

Cevap92:Mirasçıların paylaşma yapma veya paylaşmanın nasıl yapılacağı konularında anlaşmaya varamamaları halinde mirasın paylaşılması davası açılır. Bu davada davacı kanuni veya atanmış mirasçıdır. Davalı da haksız yere malın paylaşılmasına izin vermeyen mirasçılardır. Paylaşma davası herhangi bir süreye baplı olmaksızın her zaman açılabilir. Paylaşma davası sonunda miras ortaklığı son bulur.

Cevap91:Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Paylaşılma istemini diğer mirasçıların kabul etmesiyle sözleşmeye dayanan paylaşma gerçekleşir. Mirasçılardan her biri, tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını isteyebilir.

Cevap90:Miras ortaklığının sona ermesinde kural paylaşma ile sona ermedir. Bunun yanında paylı mülkiyete dönüşme ile de miras ortaklığı sona ermektedir.

Cevap89:Mirasçılar tereke hak ve borçlarına birlikte sahiptirler. Bu ortaklık kanun gereği doğar. Ancak mirasçılardan her biri miras ortaklığından vazgeçip terekenin paylaşmasını talep etme hakkına sahiptir. Terekenin paylaşılmasının gerçekleştiği tarihten itibaren veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda borçların ifası tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer

Cevap88:Miras bırakanın tek mirasçısı varsa terekenin tamamına bu mirasçı tek başına sahiptir. Asıl sorun birden fazla mirasçının varlığı halinde ne olacağıdır. Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. İşte bu ortaklık ilişkisine miras ortaklığı denir.

Cevap87:Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyi niyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde miras bırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyi niyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.

Cevap86:Tereke malını haksız olarak elinde bulunduran yani saklayan mirasçı veya üçüncü kişilerin, bu malları terekeye geri vermeleri için açtıkları davadır. Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.

Cevap85:Resmi tasfiye sadece talep üzerine yapılabilir. Resmi tasfiyeyi talep etme yetkisine mirasçılar ve miras bırakanın alacakları yetkilidir. Mirasçılardan tek birinin mirası kabul etmiş, yani resmi tasfiyeyi kabul etmemesi halinde resmi tasfiye gerçekleşmez. Ayrıca bu talebin üç ay içinde yapılması gerekir. Miras bırakanın alacaklarının resmi tasfiye talebinde bulunabilmesi içinse, alacaklarını elde edemeyecekleri hususunda inandırıcı sebeplerle kuşku duyulması, alacaklıların istedikleri hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, miras bırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî tasfiyesini isteyebilirler.

 

Cevap84:Kural olarak mirasın açılmasıyla mirasçılar tereke borçlarından şahsen ve müteselsilen (birlikte) sorumludurlar. Yani mirasçının şahsi malvarlığı ile tereke malları birleşir ve mirasçı bu birleşen malvarlığı ile sorumlu hale gelir. Resmi tasfiyede ise mirasçının kendi malvarlığı tereke ile birleşmeden, yalnızca tereke malları dahilinde sorumluluk söz konusu olmaktadır. Bir diğer ifade ile resmi tasfiyede terekenin borçları sadece terekeden karşılanmış olur.

 

Cevap83:Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Yani mirası reddeden mirasçı, miras bırakandan önce ölmüş sayılır.

Ancak malvarlığı, borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.

Cevap82:Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

12345