EMEKLİLİK İKRAMİYESİ;

EMEKLİLİK İKRAMİYESİ;

Devlet memuru olarak görev yapmakta iken bu görevlerini herhangi bir nedenle sonlandırarak sigortalı veya bağkur kapsamında hizmet sürelerini tamamlayanlara, memurluk hizmet sürelerine emeklilik ikramiyesi ödenmesini engelleyen 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 12 nci maddesi hükmü Anayasa Mahkemesince 5.2.2009 tarih ve E.2005/40, K. 2009/17 sayılı kararı ile iptal edilmiş idi. Daha sonra da, yine memurluk hizmet sürelerine emeklilik ikramiyesi ödenmemesi konusunda 5997 sayılı Kanunla 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinde değişiklik yoluna gidilmiş, ancak bu yapılan değişiklik de, Anayasa Mahkemesince 12.5.2011 tarih E.2010/81, K.2011/78 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Kanun koyucu, memurluk hizmet sürelerine karşılık emeklilik ikramiye tutarını ödememe yönünde ısrarını, bu kesime ödenecek tutarların yüksek bir meblağı bulmasından dolayı sürdürmektedir.

Peki, yeni hazırlanan kanun memurluk hizmetlerinden ayrılan ve sigorta ve bağ-kur kapsamında görevlerini devam ettirenlere memur olarak geçen sürelerine emeklilik ikramiyesi ödenmesini gerektirecek midir? Sorumunun karşılığını hazırlanan kanun ibarelerini inceleyerek bulmaya çalışacağız,

İncelemeden önce, 2829 sayılı Kanun ve 1475 sayılı Kanun hükümleri nelerdir. Bu Kanun hükümleri hangi durumları kapsamaktadır. Bunları kısa bir şekilde izah etmek gerekecektir.

1- 2829 sayılı Kanun, değişik statülerde hizmetleri bulunanların, bu hizmetlerinin tek bir yerde toplanıp son yedi yıl içerisindeki çalışmalarının fazla olduğu Kanuna tabi olmak suretiyle tek bir kanun hükümlerine tabi tutularak emeklilik işlemlerinin yapılmasını sağlayan Kanundur.

ÖRNEK ; 02,05,1982 ? 07,12,2003 tarihleri arasında 21 yıl SSK.lı hizmeti olan bir kişi, 12,03,2004 tarihinde devlet memuriyetine girmiş, 13,03,2009 tarihine kadar 5 yıl çalıştıktan sonra emekli olmuştur. Bu kişi hakkında son yedi yıllık hizmet süresine baktığımızda (13,03,2009 tarihinden geriye doğru 13,09,2002 tarihine kadarki süre içerisinde Devlet memurluğunda geçen süresi 3 yıl 6 ayın üzerindedir. Bu kişi hakkında 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununa göre emekli aylığı bağlanacaktır.

ÖRNEK; Devlet memuru olarak 23 yıl 7 ay hizmeti olan kişi görevinden ayrılmış ve 2 yıl sigortalı olarak çalışmıştır. Emeklilik müracaatında yine son yedi yıl içerisindeki hizmet süresinin yarısından fazlası devlet memuru olarak geçmiş olacağından, hakkında yine 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununa göre emekli aylığı bağlanacaktır.

ÖRNEK; Devlet memuru olarak 22 yıl hizmeti olan kişi görevinden ayrılmış ve 3 yıl 6 aydan fazla süre ile sigortalı olarak çalışmıştır. Emeklilik müracaatında son yedi yıl içerisindeki hizmet süresinin yarısından fazlası sigortalı olarak geçmiş olacağından, hakkında 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanmayacak, Sigortalılar hakkında uygulanan hükümler uyarınca emeklilik işlemleri gerçekleştirilecektir.

2- 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi, iş kanunu hükümlerine tabi olarak sigortalı çalışanların görevlerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatlarına hak kazanılma şartlarını açıklamaktadır. Bu maddeye göre, sigortalı olarak çalışanların;

– İstifa ederek görevlerinden ayrılması,

– İşverence haklı sebeplerle görevine son verilmesi,

hallerinde sigortalı olarak çalışılan sürelerine kıdem tazminatı ödenmemektedir.

3- Şuan Mecliste görüşülmekte olan Kanun tasarısından önce, son defa devlet memuru olarak görev yapmamışolanlara aylık bağlanırken devlet memurluğu hizmet sürelerine karşılık emeklilik ikramiyesi ödenmiyordu. Yeni Kanun tasarısı bu şartı kaldırmış, bu kez 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin yukarıda belirttiğimiz şartları barındıran yeni kanun hazırlanmıştır.

Kısaca Kanunların hangi durumları kapsadığını izah ettikten sonra, yeni hazırlanan Kanun hangi durumları barındırmaktadır? Önceki durum nedir ? Bunları aşağıda verdiğimiz açıklamalar ve örneklerle kolayca anlaşılacağını tahmin etmekteyiz.

ÖNEMLİ NOT: Konuya girmeden önce şu hususu belirtmek isteriz. Yalnızca devlet memuru olarak hizmeti bulunanlar, başka bir deyişle sigortalı ve bağ-kurlu hizmetleri bulunmaksızın tüm çalışma hayatı devlet memurluğunda geçenler, emekliliklerinde herhangi bir şarta bağlı olmaksızın emeklilik ikramiye tutarlarını alabileceklerdir. Yeni Kanun tasarısı bu durumdakileri ilgilendirmemektedir.

ÖNCEKİ DURUM;

– Devlet memurluğu hizmetinden ayrıldıktan sonra sigortalı veya bağ-kurlu çalışan ve son pozisyonları sigortalı veya bağ-kurlu iken başka bir deyişle son pozisyonları devlet memuru olmayanlardan emekli aylığı bağlananlara devlet memurluğu hizmet sürelerine karşılık emeklilik ikramiyesi ödenmiyordu.

ÖRNEK: 22 yıl 6 ay devlet memuru olarak çalışan kişi daha sonra 3 yıl sigortalı olarak çalışırken emekli olduğunda son defa sigortalı olması nedeniyle devlet memurluğu hizmet süresine karşılık emeklilik ikramiyesi alamayacaktır.

– Devlet memurluğu hizmetinden ayrıldıktan sonra sigortalı veya bağ-kurlu çalışan ve yeniden devlet memuru olarak göreve başlayan ve bu şekilde son pozisyonları yeniden devlet memuru olanlara, ister Emekli Sandığınca, isterse sigorta veya bağ-kurca aylık bağlanmış olsa dahi devlet memurluğu hizmet sürelerine karşılık emeklilik ikramiyesi tutarı ödeniyordu.

ÖRNEK: 22 yıl 6 ay devlet memuru olarak çalışan kişi 2 yıl sigortalı olarak çalışmış, daha sonra yeniden devlet memurluğu hizmetine başlamış ve 3 yıl çalışmıştır. Devlet memurluğu hizmeti sırasında emekli olmak istediğinde memurluk hizmetlerine karşılık emeklilik ikramiyesi alabilmektedir.

– Devlet memurluğu, sigortalı ve bağkurlu çalışmaları bulunan kişilere Devlet memurluğunda ayrılma şekline bakılmaksızın emeklilik ikramiyesi ödeniyor. Başka bir deyişle devlet memurluğundan istifa, görevden çıkarılma, atılma hallerinde dahi emeklilik ikramiyesi alabiliyorlar.

YENİ KANUN TASARISIYLA GETİRİLEN DURUM;

Yeni Kanun tasarısı, önceki durumdan farklı olacaktır.

Yeni Kanunda son defa devlet memuru olma şartı kaldırılmıştır.

Tasarıda, eski Kanunda olmayan bir işlem yürürlüğe girecektir. Bu işlem memurluk hizmet süresine karşılık emeklilik ikramiyesi alınabilmesi için 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olacaklardır. İş Kanunu hükümlerinde istifa, görevden çıkarılma, atılma hallerinde kıdem tazminatı ödenmemektedir. Aynı durum memurlar içinde getirilmektedir.

Yeni tasarıda, kişi Devlet memurluğundan istifa etmiş ise, görevden çıkarılmış veya atılmış ise bu kişi sigortalı olarak çalışıp aylık bağlanılması halinde son defa devlet memuru olmasa dahi aylık bağlanılması halinde görevinden ayrılma nedeninden dolayı memurluk hizmet süresine karşılık emeklilik ikramiyesi alamayacaktır.

ÖRNEK: 21 yıl Devlet memuru olan kişi bu görevinden istifa etmiş veya çıkarılmış ise kişi sigortalı veya bağ-kurlu çalışarak aylık bağlansa dahi emeklilik ikramiyesi alamayacaktır.

ÖRNEK: 21 yıl Devlet memuru olan kişi bu görevinden istifa etmiş veya çıkarılmış ise kişi sigortalı veya bağ-kurlu çalışarak daha sonrada memurluk hizmetine yeniden başlasa dahi, memurluk görevinden ayrılma nedeninden dolayı memurluk hizmet süresine karşılık emeklilik ikramiyesi alamayacaktır.

ÖRNEK: Emeklilik veya malullük aylığına hak kazanmış kişi görevinden ayrıldıktan sonra sigortalı olarak çalışsa dahi emeklilik ikramiyesini alabilecektir.

ÖRNEK: Emeklilik veya malullük aylığına hak kazanmamış olan, ancak sağlık nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kalan ve sigortalı veya bağkurlu çalışan kişi bu durumunu sağlık kurulu raporu ile kanıtlaması halinde emeklilik ikramiyesi alabilecektir.

SONUÇ DEĞERLENDİRMEMİZ:

Devlet memurluğu hizmetlerinden ayrılarak sigortalı veya bağ-kurlu olarak çalışma hayatlarını devam ettirmek isteyenlerin 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi çerçevesinde iyice düşündükten sonra bu kararlarını vermelerinde fayda olacağını belirtmek isteriz. Bu ayrılma şekli, istifa şeklinde, görevden çıkarılma şeklinde olursa emekli ikramiyesi tutarlarını alamayacaklardır.

Yeni tasarının yürürlük tarihinden öncekilerin durumu ve Yeni Kanun ile yapılan düzenlemeler için genel değerlendirmemiz;

– Yeni Kanunda yer alan Geçici madde 223 birinci fıkra ile yapılan düzenleme ile, kanun koyucu bu kanunun yürürlük tarihinden önce Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açılan davaları düşürme niyetinde olduğu görülmektedir. Açılan idari davalarda genelde kişiler lehine karar verilmektedir. Ancak, yapılan yeni düzenleme kişilere ödenecek tutarların aylık bağlandığı tarihteki hükümlere göre ödeme yapılmasını içerdiğinden, bu şekilde yapılan kanun ile davaların önünün kesilemeyeceğini değerlendirmekteyiz. En azından yapılacak ödeme tutarının günümüz şartlarına uygun hale getirilmesi yönüyle bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç olacağını düşünmekteyiz. Bu nedenle, kanunun yürürlük tarihinden öncesi için ödeme tutarlarını alanlar, ki bu tutarlar yıllar öncesinin memur maaş katsayısı esas alınarak ödeneceğinden düşük bir tutar olarak ortaya çıkacaktır, bu defa günlük şartlar üzerinden tutarlarının ödenmesi açısından dava açma yoluna gidebileceklerini değerlendirmekteyiz, Geçici madde 223 ikinci fıkra ileyapılan düzenleme ile, kanun koyucu 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde yer alan ve yukarıda değerlendirmesini yapmış olduğumuz şartların, bu kanunun yürürlük tarihinden önce memurluk görevlerini bırakıp sigorta veya bağ-kurlu olarak çalışmalarını sürdürenlere uygulamayacağını belirtmektedir. Bu hüküm bir anlamda yeni getirilen olumsuz uygulamanın daha önce bu kapsamda bulunanlara uygulanmaması yönünde yapmış olduğu bir düzenleme olup hukuk kuralları içerisinde yapılması gereken bir işlem olarak değerlendirmekteyiz.

– Yeni yapılan düzenlemenin iptali açısından yine Anayasa Mahkemesinde dava açılmasının mümkün olabileceğini değerlendirmekteyiz. Yeni yapılan düzenleme ile devlet memurluğu hizmetlerine emeklilik ikramiyesi ödenmesi şartlarının İş Kanunu hükümlerine paralel olarak düzenlendiği, ancak ödenen tutarların İş Kanunu hükümlerine paralel olarak düzenlenmediği görülmektedir. İş Kanunu hükümlerinde prime esas kazanç, diğer bir deyişle görev aylıkları esas alınarak yapılan ödeme tutarı, devlet memurlarında uygulanmamakta, devlet memurlarında görev aylıkları esas alınmamakta, yalnızca emekli keseneğine esas unsurlar esas alınmaktadır. Emekli aylıklarının bağlanması, emekli ikramiye tutarlarının hesaplanmasına ilişkin değerlendirmelerimizi sitemizde yer vermiş bulunmaktayız. Bu nedenle, İş Kanunu hükümlerine tabi tutulan bir sistemde, ödenecek emeklilik ikramiyesi tutarının da eşit işleme tabi tutulması gerekecektir. Bu temennimiz devlet memurluğu hizmet süreleri ile birlikte farklı statülerde görev yapanlarla birlikte yalnızca devlet memurluğu hizmetleri bulunanlar için de uygulanması yönünde olmaktadır.

Yürürlüğünü koruyan, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hangi durumları barındırmaktadır. Bu durumları aşağıya almış bulunmaktayız.

1475 sayılı Kanun Madde 14 hükmü;

Kıdem tazminatı:

Madde 14 ? (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

  1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
  2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
  3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
  4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
  5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.)506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,

Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

(Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.):

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibarenişyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel ) işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.

İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz.

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.

Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.

Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar.

Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.

Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur.

Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret,işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.

(Değişik : 29/7/1983 ? 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.

(Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir.

(Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.

(Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.):

İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir.

Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.

Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.?

Maddede belirtilen 1475 sayılı Kanunun 16 ve 17 nci maddeleri de;

  1. maddesi (4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi hükümleri de aynı hususları içermektedir);

İŞÇİNİN BİLDİRİMSİZ FESİH HAKKI:

Madde 16 – Süresi belirli olsun veya olmasın, sürekli hizmet akidlerinde işçi, aşağıda yazılı hallerde, dilerse akdi sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin feshedebilir.

I – Sağlık sebepleri:

  1. a) Hizmet akdinin konusu olan işin yapılması sözleşme sırasında bilinmiyen ve işin mahiyetinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa,
  2. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan doğruya buluşup görüştüğü işveren, yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşamıyan bir hastalığa tutulursa,

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymıyan haller ve benzerleri:

  1. a) Hizmet akdi yapıldığı sırada bu akdin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmıyan bilgiler vermek veya sözler söylemek gibi hallerle işveren, işçiyi yanıltırsa,
  2. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler veya davranışlarda bulunursa,
  3. c) İşçi İşverenin evinde oturmakta ise, bunların yaşayış tarzları genel ahlak bakımından düzgün olmazsa,

ç) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur ve- ya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunursa,

  1. d) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya iş sözleşmesi şartları gereğince hesap edilmez veya ödenmezse,
  2. e) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye, yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut iş şartları esaslı bir tarzda değişir, başkalaşır veya uygulanmazsa; (sözleşmelere bu fıkradaki haller hakkında başka türlü kayıt konmamak şartiyle).

III- Zorlayıcı sebepler:

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.

17.maddesi (4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesi hükümleri de aynı hususları içermektedir);

İŞVERENİN BİLDİRİMSİZ FESİH HAKKI:

Madde 17 – Süresi belirli olsun veya olmasın, sürekli hizmet akitlerinde işveren aşağıda yazılı hallerde, dilerse hizmet akdini sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin feshedebilir.

I – Sağlık sebepleri:

  1. a) İşçinin kendi kasdından veya derlitoplu olmıyan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi,
  2. b) İşçinin bulaşıcı veya işi ile bağdaşamıyacak derecede tiksinti verici bir hastalığa tutulduğunun anlaşılması,

(a) fıkrasında sayılan sebepler dışında işçinin kendi kusuruna yükletilmeyen hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için hizmet akdini bildirimsiz fesih hakkı: Hastalık işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 13 üncü maddedeki bildirim önellerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 70 nci maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin işine gidemediği süreler için ücret işlemez.

II – Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymıyan haller ve benzerleri:

  1. a) Hizmet akdi yapıldığı sırada bu akdin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmıyan bilgiler veya sözler söyliyerek işçinin işvereni yanıltması,
  2. b) İşçinin, İşveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması,
  3. c) İşverenin evinde oturan işçinin yaşayışının o evin adabına ve usullerine uygun veya genel ahlak bakımından düzgün olmaması,

ç) İşçinin, işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 77 nci maddeye aykırı hareket etmesi,

  1. d) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymıyan davranışlarda bulunması,
  2. e) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmiyen bir suç işlemesi,
  3. f) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki gün veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi,
  4. g) İşçinin yapmakla, ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmaması,
  5. h) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işverenin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makinaları tesisatı veya başka eşya ve maddeleri on günlük ücretinin tutarı ile ödiyemiyecek derecede hasara veya kayba uğratması,

III – İşyerinde işçiyi bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan bir zorlayıcı sebebin ortaya çıkması.

IV – (Ek bend: 09/08/2002 – 4773 S.K./1. md.) İşçi, feshin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 13, 13/A, 13/B, 13/C, 13/D, 13/E madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.

– DEPREM AYLIKLARI;

Sitemizde deprem sonrası öncelikli olarak dikkat çekmek istediğimiz konulardan olan, depremde malul kalanlar ile ölen devlet memurlarının hak sahiplerine aylık bağlanılması gerektiğini, daha önce aranılan 1 yıllık sigortalılık şartının ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmiştik. Kanun koyucu bu yönde bir çalışma yapmış ve bir yıllık süre şartını 30 güne indirmiş bulunmaktadır. Sosyal Devlet ilkesinin gereğini yerine getirdiği için bu şekilde bir çalışmayı takdirle karşılamaktayız.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununu eklenilecek olan Geçici Madde 37 hükmü ne getiriyor?

1- 23,10,2011 ve 9,11,2011 tarihlerinde meydana gelen depremler sonucunda malul kalan sigortalılar ile ölen sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için sigortalının kendisi veya ölen sigortalının en az en az 30 günlük bir çalışma süresinin bulunması gerekecektir. (devlet memuru, sigortalı, bağ-kurlu olanlar için), Bu süre bulunmuyor ise bu maddeden yararlanmaları mümkün olmayacaktır.

2- Depremler sonucunda yaralanan veya sakat kalanlara verilecek protez, ortez, araç ve gereç bedelleri için Sosyal Güvenlik Kurumunca katılım payının alınmayacaktır.

2- Daha önce sitemizde yer verdiğimiz 4447 sayılı Kanun ile getirilen Geçici 5, maddeden diğer bir farklılık, daha önce aylık veya gelir alanlara aylık bağlanmaz iken, bu madde ile aylık bağlanması şartlarının tamamen 5510 sayılı Kanuna tabi tutulduğu görülmektedir. 5510 sayılı Kanuna göre hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi şartlarının yer aldığı 34 ve 35 inci maddeler aşağıya alınmıştır.

– Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması

MADDE 34- Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;

  1. a) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.)Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i,
  2. b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;

1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,

2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olduğu anlaşılanların veya,

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının,

her birine % 25’i,

  1. c) (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine % 50’si,
  2. d) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i,

oranında aylık bağlanır.

Sigortalı tarafından evlât edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır.

Hak sahiplerine bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerinin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.

Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması

MADDE 35- Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar;

  1. a) Sigortalının ölüm tarihini,
  2. b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi,

takip eden ay başından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.

Ancak bu Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, bağlanan aylıkların kesilmesini gerektirmez.

Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde, 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/67 md.)

Bu madde gereğince aylığı kesilen çocuklardan, sonradan Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında kaybederek malûl olduğu anlaşılanlara, 34 üncü maddede belirtilen şartları taşımaları halinde, malûllük durumlarının tespitine esas teşkil eden rapor tarihini takip eden ay başından itibaren, 94 üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla aylık bağlanır.

Yeniden bağlanan aylık, aylığın kesildiği tarihten tekrar bağlandığı tarihe kadar geçen süre için 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre artırılmak suretiyle belirlenir.

 

İLGİLİ DOSYALAR

HUKUKİ MAKALELER