EŞİN TASARRUF YETKİSİ

EŞİN TASARRUF YETKİSİ

A )DÜZENLEMENİN AMACI

Yeni Medeni Kanun’da evlilik birliğinin korunması bakımından benimsenen sisteme göre, aile konutu gibi aile için büyük önem arz eden bazı malvarlığı değerleriyle ilgili tasarruf işlemleri doğrudan diğer eşin rızasına bağlanmıştır. Bunun yanında eşlerin Medeni Kanunun 199. maddesinde, aile konutu dışındaki bazı malvarlığı değerleriyle ilgili yapacakları tasarruf işlemlerinin gerekli koşulların oluşması şartıyla hakim kararı ile diğer eşin rızasına bağlanabileceği öngörülmüştür. Düzenlemenin birinci fıkrasında hükmün konuluş amacı açıklanmaktadır. Buna göre eşlerden birinin tasarruf işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlanmasının amacı “Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğünün yerine getirilmesi” nin sağlanmasıdır.

Maddenin konuluş amaçlarından birincisi ailenin ekonomik varlığının korunmasıdır. Ailenin ekonomik varlığı, eşlerden birinin hesapsız harcamaları, gelişigüzel tasarrufları nedeniyle tehlikeye girebilir. Mal ve gelirlerini yersiz yatırım araçlarına özgüleyen, kazanç elde edilmesi mümkün olmayan yatırımlara girişen bir eşin tutum ve davranışı aileyi gelecekte yoksul hale getirebilir. Mülkiyet ve hak sahibi olan eşin bu tür yersiz girişimleri diğer eşin ve çocukların ekonomik ve mali geleceğini tehlikeye atabilir. Yasa ailenin ekonomik geleceğini güvenceye almak ve kurtarmak amacıyla hak sahibi olan eşin tasarruf işlemlerinin geçerliliğinin diğer eşin rızasına bağlanabilmesine olanak tanımıştır

  Aşağıdaki şu hallerde ailenin ekonomik varlığının tehlikeye düşeceği kabul edilmelidir

– Ani ve açıklanamayan bir nedenle eşin malvarlığında azalma

– Evlilik birliği devam ederken, eşlerden birinin üçüncü kişiyle ilişki kurması ve malvarlığının o tarafa gideceği tehlikesinin ortaya çıkması

– Eşin taşınmazının veya yazlık evinin satış ilanı

– Eşin almış olduğu ödünç parayı alacaklılarına ödemek için teminat olarak kıymetli evrakını rehnetmesi

– Eşin üçüncü bir şahsa taşınmazını düşük bir bedelle satacağı hususunda söz vermesi

Maddenin konuluş amaçlarından ikincisini ‘Evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğünün yerine getirilmesi’ oluşturmaktadır. Özellikle eşler arasında uyuşmazlıkların çıktığı dönemlerde eşler diğer eşe zarar vermek, nafaka veya tazminat yükümlülüğünü yerine getirmemek amacıyla muvazaalı işlemler yapabilirler, bazı hukuki işlemlere girişebilirler, devir ve temliklerde bulunabilirler. İşte kanun koyucu bu gibi durumlarda diğer eşin karşı karşıya kaldığı tehlikenin bertaraf edilebilmesi için 199. madde ile eşlerin malları üzerindeki tasarruf yetkilerinin diğer eşin rızasına bağlanabileceğini kabul etmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesi, evliliğin genel hükümleri arasında yer aldığından eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun uygulanabilecektir. Buna göre, bu hüküm eşler arasında yasal mal rejimi olarak ‘edinilmiş mallara katılma rejimi’ nin benimsendiği durumlarda da uygulama bulmaktadır. Eşin yeterli teminat vermesi halinde, 199. maddede öngörülen tasarruf yetkisinin sınırlanması durumu söz konusu olmaz4 . Zira madde ailenin ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğinden veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmeyeceğinden korkulduğu için düzenlenmiştir.

Medeni Kanunun 199. maddesi evlilik birliğinin korunmasıyla ilgili genel bir hüküm niteliğindedir. Yasada eşlerin ekonomik geleceği ve mali yükümlülükleriyle ilgili özel bir hükmün bulunduğu hallerde 199. maddeye gerek kalmayacaktır. Örneğin Medeni Kanunun 194. maddesi ile, aile konutu ile ilgili olarak özel bir hüküm getirilmiştir. Bu hükme göre eşler aile konutu ile ilgili devir ve konut üzerindeki hak sınırlayıcı öteki işlemleri diğer eşin rızası olmaksızın yapamaz. Yani, Medeni Kanunun 194. maddesi, aile konutu için öngörülmüş özel bir güvence hükmüdür; aile konutu ile ilgili işlemlerde açıkça diğer eşin rızası aranır. Oysa Medeni Kanunun 199. maddesi, genel bir tasarruf yetkisi sınırlaması niteliğindedir. Bu hüküm kapsamındaki taşınmazlar aile konutu dışındaki taşınmazlardır. Eğer bir taşınmaz aile konutu olarak özgülenmiş ve kullanılıyor ise bu durumda 194. madde uygulama alanı bulacaktır.

  1. B) DÜZENLEMENİN UYGULANMA KOŞULLARI Medeni Kanunun 199. maddesi gerek eşlerin birlikte yaşantısının devam ettiği süre içinde gerekse eşlerin ayrı yaşadıkları dönemde uygulanabilen bir hükümdür. Bunun dışında bu madde ile getirilen tedbir hükümleri özellikle ayrılık ve boşanma davalarında uygulanabilir, yani ortak yaşamın devam etmesi zorunlu değildir. Özellikle boşanma davası açılması durumunda Medeni Kanunun 169. maddesinde belirtilen geçici önlemleri alma yetkisi kapsamında 199. maddesi de uygulama alanı bulur .

1)MAL VEYA HAK SAHİBİ EŞİN VARLIĞI Medeni Kanunun 199. maddesi öncelikle eşlerden birinin bir mal veya hak sahibi olmasını zorunlu kılar. Ailenin ekonomik geleceği kapsamında güvence altına alınması gereken bir mal veya hak mevcut değilse, yapılacak bir tasarruf söz konusu olamayacağından bunun sınırlandırılması sorunu da gündeme gelmeyecektir.

2)MAL VEYA HAK SAHİBİ EŞİN TASARRUFLARDA BULUNMA TEHLİKESİNİN MEVCUT OLMASI Medeni Kanunun 199. maddesi tasarruf tehlikesine karşı güvence oluşturmaktadır. Mal veya hak sahibi olan eş işlem yapmasını diğer eşin rızasına bağlı tutan bir yargı kararı mevcut değilken malvarlığı üzerinde, genel bir hüküm olan Medeni Kanunun 193. maddesi ile edinilmiş mallara katılma rejiminde de 223. maddesinin 1. fıkrası gereğince dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Yapılmış olan tasarruf işlemleri Medeni Kanunun 199. maddesinden etkilenmezler. Ancak yapılmış olan tasarruf işlemi muvazaanın koşullarını içermekte ise muvazaaya ilişkin içtihatlar ve Borçlar Kanununun 18. maddesinden hareketle ya da koşulları mevcut ise İcra İflas Kanununun 227 vd. hükümlerine göre iptal edilebilir. Bu açıklamalara göre Medeni Kanunun 199. maddesi tasarruf tehlikesine karşı uygulanabilen bir hüküm getirmiş bulunmaktadır.Örneğin; Koca B, karısı A’ dan ayrı yaşamaya karar vermiş ve yakın bir tarihte boşanacağını düşünerek kıymetli bir tarlasını yakın bir arkadaşı C’ ye satma girişiminde ya da satış vaadinde bulunmuştur ya da B bankadaki vadeli hesabını vadesi yakın olduğu halde bozarak parasını kaçırıp gizlemeyi planlamıştır. A mahkemeye başvurarak arsa ile ilgili satışın ya da bankadaki vadeli hesabın bozulup paranın çekilmesinin rızası koşuluna bağlanmasını talep edebilir. Tasarruf yetkisinin diğer eşin rızasına bağlı tutulduğu malvarlığı değerleri her türlü malvarlığı değeri olabilir. Bunlar ev eşyası, otomobil, banka hesabı, aile konutu dışındaki taşınmazlar, hisse senetleri yatırım fonları olabilir .

3) AİLENİN EKONOMİK VARLIĞININ veya EŞİN EVLİLİK BİRLİĞİNDEN DOĞAN MALİ BİR YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMESİNİN TEHLİKEDE OLMASI

Kanun hakimin tasarruf yetkisi kısıtlamasına karar verebilmesi için iki seçimlik şart öngörmüştür7 . Medeni Kanunun 199. maddesinin uygulanabilmesi için bu iki seçimlik şarttan birinin ve diğer koşulların gerçekleşmesi yeterlidir. Ailenin ekonomik varlığının veya eşin mali yükümlülüğünü yerine getirmesinin tehlikede bulunmadığı hallerde 199. maddedeki önleme gereksinim doğmayacaktır. Böyle bir tehlike yoksa Medeni Kanunun 193. maddesi ile getirilen kuraldan sapmayı gerektiren bir durumdan söz edilemez. O halde Medeni Kanunun 199. maddesi bir kural hüküm değil, istisnadır. İstisnalar ancak sıkı koşullar içinde ve dar yorumlanmalıdır. İstisnaların genişletilmesi kuralı istisna haline dönüştürür.

Kanunda öngörülen seçimlik şartlardan birincisi ailenin ekonomik varlığının tehlikeye düşmesi durumudur. Öncelikle bu tehlikenin birtakım istem dışı, dış faktörler aracılığıyla değil, eşlerin bilinçli davranışları sonucu ortaya çıkması gerekir. Ailenin ekonomik varlığının tehlikeye düşmesi durumuna örnek olarak; eşlerden birinin gelişigüzel, gereksiz, yersiz harcamalarda bulunması veya tüm gelirini kumarda kaybetmeye başlaması gösterilebilir. Aynı şekilde ev eşyalarının evden uzaklaştırılması, mevcut ticari işletmelerin gerekçesiz kapatılması, ticari veya mesleki işletmelerin uygun karşılık alınmaksızın elden çıkarılmaya başlanması, ailenin geleceği için yapılmış yatırımların hızlıca paraya çevrilmesi, ani ve sebebi açıklanamayan malvarlığı azalmaları ailenin ekonomik varlığının tehlikede olduğu durumlara örnek gösterilebilir. Uygulamada bu tür nedenlerle ailenin ekonomik varlığının korunması için tedbir istemli açılan davaların çokluğu dikkat çekmektedir.

Medeni Kanunun 199. maddesinin ikinci alternatif şartı, evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumudur. Eş, evlilik birliğinin kendisine yüklediği mali ödevleri yerine getirmiyorsa ya da onun tutum ve davranışlarından bu yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçınacağı sonucuna ulaşılıyorsa, diğer eş hakimden bu eşin bazı malvarlığı değerleri ile ilgili tasarrufların geçerliliğinin kendi rızasına bağlanmasını talep edebilir. Evlilik birliğinden doğmayan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinin söz konusu olduğu durumlarda bu hüküm işlerlik kazanamaz.

Ailenin ekonomik varlığını tehlikeye sokan olaylar aynı zamanda eşin mali yükümlülüğünü yerine getirmesini de tehlikeye sokar. Bu nedenle ailenin ekonomik varlığının tehlikeye sokulduğunun kanıtlandığı haller aynı zamanda eşin mali yükümlülüğünü yerine getirmemesi tehlikesini de içerir. Ancak ailenin ekonomik varlığını tehlikeye sokmayan bir olayın eşin mali yükümlülüğünü yerine getirmesini tehlikeye sokması olanaklıdır. Bir eşin diğerine karşı mali yükümlülüğünü yerine getirmesini tehlikeye sokan tasarrufları, evlilik birliğinin devamı süresince mevcut mali yükümlülüklerle ilgi olabileceği gibi, evlilik birliğinin sona ermesi halinde mal rejimleri nedeniyle doğacak mali yükümlülükleriyle de ilgili olabilir. Bu durum özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminde önem taşır. Diğer eşin katılma alacağını ihlal etmek üzere gelişigüzel tasarruflarda bulunan eşin tasarruf yetkisi bu nedenle diğer eşin rızasına bağlanabilir11. Aynı şekilde Medeni Kanunun 197. maddesine göre ayrı yaşama hakkı bulunan ve hakim tarafından kendisine parasal katkıda bulunulmasına karar verilen eş, diğer eş bu yükümlülüğünü yerine getirmezse tasarruf yetkisinin kısıtlanması yönünde istemde bulunabilir12.Yine boşanma davası sonunda elde edilebilecek tazminat ve yoksulluk nafakasının güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla da Medeni Kanunun 199. maddesi uygulanabilir13. Çünkü madde gerekçesinde de belirtildiği gibi çoğu olaylarda ayrılık ve boşanmaya kararlı olan koca, sırf kadına nafaka veya tazminat ödememek için mevcut mallarını başkalarına devretme yoluna gitmekte, nafaka veya tazminat hükmü alan kadın, kocadan icra yoluyla herhangi bir tahsilât yapamamaktadır. Bu hüküm sayesinde hakim, eşlerin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına yönelik önlem niteliğinde olmak üzere, bu tür tasarrufların diğer eşin rızasına bağlı olduğuna karar verebilecektir.

Mahkemeden, mal veya hak sahibi eşin tasarruf özgürlüğünü sınırlandırıp bu işlemlerin geçerliliğinin kendi rızasına bağlanmasını isteyen eş, bunun koşullarını yani mal veya hak sahibi eşin ailenin ekonomik varlığını veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerini yerine getirmeme tehlikesini kanıtlamalıdır . Ancak başvuruda bulunan eşten yakın veya çok ciddi bir tehlikeyi kanıtlaması beklenmemelidir. Bu konuda inandırıcı kanıtların getirilmesi yeterli sayılmalıdır ; hakim muhtemel bir tehlikenin varlığına inanmalıdır . Eşler arasında güven unsurunun zedelendiği hallerde, malvarlığı değerlerinde tasarruf işlemleri genellikle gizlice yapılır. Bu durumda başvuruda bulunan eşin güven unsurunun zedelendiğini, diğer eşin kendisinden gizlice ve habersiz işlemler yapmaya başladığını kanıtlaması ile yetinilebilir. Bu iki seçimlik şartın uygulanabilmesi için herhangi bir zararın doğmuş olması gerekmez. Önemli olan ailenin ekonomik varlığının ya da eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğünü yerine getirmesinin tehlikeye düşmüş olmasıdır. Eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün yasal bir istisnası olan Medeni Kanunun 199. maddesinin ancak bir tehlike durumunda uygulanması gerekir.

4)EŞLERDEN BİRİNİN HAKİMDEN ÖNLEM ALINMASINI TALEP ETMESİ 

Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesinin uygulanabilmesi yani eşin belirli malvarlığı değerleri ile ilgili olarak tasarruf yetkisinin sınırlandırılabilmesi, bu malvarlığı değerleriyle ilgili tasarruf işlemlerinin geçerliliğinin diğer eşin rızasına bağlanabilmesi için eşlerden birinin mutlaka hakimden bu yönde istemde bulunması gereklidir. Aksi takdirde hakim re’sen bu hükmü uygulayamaz. Tasarruf yetkisinin sınırlandırılması bu konuda açılmış bir dava ile olanaklıdır

  1. RIZANIN ALINMASININ GÜVENCESİ ( TMK. MD. 199 f. II-III ) Koruma talep eden eşin talebi üzerine hakimin yapacağı yargılama sonrası vereceği karar ile diğer eşin sahibi olduğu belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlanır. Buna göre, hakimin üzerindeki tasarruf yetkisini sınırladığı belirli malvarlığı değeri üzerinde hak sahibi eşin tasarrufu ancak diğer eşin izni ile olanaklıdır 22. İzin, bir hukuksal işlemdeki değil, tasarruf yetkisindeki eksikliği giderici bir tamamlayıcı olgudur. İzin verilmeden yapılan tasarruf işlemi geçersiz olup, söz konusu geçersizlik kendine özgü, butlan benzeri fakat “askıda” bir geçersizliktir23. Bu bağlamda, işlem, işlem tarafı eşi ve üçüncü kişiyi bağlamaz. Söz konusu tasarruf işlemi, tasarruf yetkisine ilişkin eksikliği giderici icazetin verilmesiyle işlem başından itibaren ve tam olarak geçerli hale gelir. Fakat Borçlar Kanunun 38. maddesinin kıyasen uygulanması sonucu verilecek uygun bir süre içerisinde, diğer eşten izin alınamamışsa, süre dolduktan sonra verilecek olan izin, işlemdeki eksikliği artık gidermez ve işlem, sürenin dolduğu tarihten itibaren ve geçmişe etkili olarak kesin” geçersiz hale gelir.

Medeni Kanunun 199. maddesi, hakime eşin tasarruf yetkisini sınırlandırmasına ek olarak bu konuda gerekli gördüğü hallerde çeşitli önlemleri alma yetkisi de vermiştir

1)Genel Olarak Gerekli Önlemlerin Alınması “Hakim, eşlerden birinin bir malvarlığı değeri üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlarsa, o taktirde gerekli tüm önlemleri alır”. (TMK. md. 199/ II) Medeni Kanun’un 199. maddesine göre, eşlerin her türlü malvarlığı değeri üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlandırılabilir. Maddenin uygulama alanı geniş olduğu için, alınacak önlemin niteliği de üzerinde tasarruf yetkisi sınırlanan malvarlığı değerinin türüne göre değişebilir. Bu önlemler; üçüncü kişilerin hak sahibi eşe ödemede bulunmasına yasak getirilmesi, taşınırların veya kıymetli evrakların mahkemeye veya bir bankaya saklanmak üzere tevdi edilmesi, eşin borç altına girmesinin yasaklanması 25, bir ticari işletme üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması durumunda ticaret sicil müdürlüğüne, bir motorlu araç üzerindeki tasarruf işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlanması durumunda ise, trafik sicil müdürlüğüne gerekli bildirimin yapılması gibi alınan sınırlandırma kararının etkisini arttırıcı önlemler olabilir.

2) Tapu Kütüğüne Şerh Verilmesi Hakim eşlerden birinin taşınmazı üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’ sen durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine karar verir (TMK. md. 199/III).Görüldüğü gibi bu fıkra hükmü sadece taşınmazlarla ilgili taşınmazlarla ilgili tasarruf işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı tutulduğu durumlar için söz konusudur. Hakim böyle bir önlemin alınmasını uygun gördüğünde tapu sicil müdürlüğüne gerekli bildirimi yapar.

  1. HÜKÜM VE SONUÇLARI Yukarıda açıkladığımız koşulların mevcut olması halinde hakim eşin kendi malvarlığı üzerinde diğer eşin rızası olmadıkça tasarrufta bulunamayacağına karar verebilir. Ancak tasarruf yetkisinin kaldırılması eşin tüm malvarlığı için öngörülemez. Zira yasa koyucu Medeni Kanunun 199. maddesinde , ‘belirleyeceği malvarlığı değerleri ile ilgili’ ifadesine yer vererek hakime bu rıza koşulunun hangi malvarlığı değerleri ile ilgili olduğunu kararında belirtme görevi vermiştir.

 

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/5879
K. 2005/8355
T. 30.5.2005

 EŞİN TASARRUF YETKİSİNİN SINIRolduğunu kararında belirtme görevi vermiştirLANDIRILMASI ( Ailenin Ekonomik Varlığının Korunması Veya Evlilik Birliğinden Doğan Yükümlülüğün Yerine Getirilmemesi Nedeniyle )

• AİLENİN EKONOMİK VARLIĞININ KORUNMASI ( Eşlerden Birinin İstemi Üzerine Hakimin Belirleyeceği Malvarlığı Değerleri Üzerinde Tasarrufların Ancak Diğer Eşin Rızasıyla Yapılabileceğine Karar Verebileceği )

 EVLİLİK BİRLİĞİNDEN DOĞAN MALİ BİR YÜKÜMLÜLÜĞÜN YERİNE GETİRİLMEMESİ ( Eşlerden Birinin İstemi Üzerine Hakim Belirleyeceği Malvarlığı Değerleri Üzerinde Tasarrufların Ancak Diğer Eşin Rızasıyla Yapılabileceğine Karar Verebilmesi )

 HÜKÜM ( Eşlerden Birinin Taşınmazlar üzerindeki Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırıldığı Halde Tasarruf Yetkisinin Kısıtlandığı Taşınmazların Ayrı Ayrı Gösterilmesinin Gerekmesi )

 TAPUYA BİLDİRİM ZORUNLULUĞU ( Mahkeme Eşlerden Birinin Taşınmazlar Üzerindeki Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması Haline Bu Durumun Resen Tapuya Bildirilmesinin Gerekmesi )

4721/m.199

ÖZET : Yapılacak iş mali yükümlülüğün yerine getirilmemesi ile ilgili değerleri, taşınmazların ada, parsel numaralarını ve bulundukları yerleri davacıya açıklattırmak bu suretle Yargıtay denetimine de imkân verecek şekilde diğer eşin rızasıyla yapılacak tasarruflarla ilgili mal varlığı değerlerini belirlemek ve bunları infazda tereddüde yer vermeyecek şekilde, kararda ve hüküm fıkrasında göstermek, davalı eşin taşınmaz veya taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, bu taşınmazlarda ada parsel numaralarını ayrı ayrı göstererek kendiliğinden tapu kütüğüne, şerhine karar vermekten ibarettir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde , eşlerden birinin istemi üzerine hakim belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.Hakim bu durumda gerekli önlemleri alır.Hakim, eşlerden birinin taşınmaz üzerine tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’sen durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine karar verir. ( TMK. md. 199 ) Dava Türk Medeni Kanununun 199.maddesine dayalı olarak açılmıştır. Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin gerektirdiği ölçünün ne olduğu davacıya açıklattırılmadığı gibi, hakimin belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak davacı eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Mahkemece taşınmazların neler olduğu açıklattırılmadığı gibi, açıklattırılan ve belirlenecek taşınmaz veya taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa kendiliğinden durumun tapu kütüğüne şerhine karar verecektir. O halde mahkemece yapılacak iş, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğün yerine getirilmemesi ile ilgili değerleri, taşınmazların ada, parsel numaralarını ve bulundukları yerleri davacıya açıklattırmak bu suretle Yargıtay denetimine de imkân verecek şekilde diğer eşin rızasıyla yapılacak tasarruflarla ilgili mal varlığı değerlerini belirlemek ve bunları infazda tereddüde yer vermeyecek şekilde, kararda ve hüküm fıkrasında göstermek, davalı eşin taşınmaz veya taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, bu taşınmazlarda ada parsel numaralarını ayrı ayrı göstererek kendiliğinden tapu kütüğüne, şerhine karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde ve birlikte tasarruf koşuluna bağlı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

İLGİLİ DOSYALAR

HUKUKİ MAKALELER